CUMHURİYETİN İLK YILLARINDA KARADENİZ EREĞLİ’DE AHALİ ARASINDA ÇATIŞMA VE TAKRİR-İ SÜKUN KANUNUN UYGULANMASI
EREĞLİ’DE
AHALİ ARASINDA ÇATIŞMA VE TAKRİR-İ SÜKUN KANUNUN UYGULANMASI
(10
Ağustos 1925)
Burhan
AKBAŞ
29 Ekim 1923 yılında
ilan olunan cumhuriyetin ardından Türkiye Cumhuriyeti 3 Mart 1924 tarihinde Halifeliği kaldırarak
laikleşme ve çağdaşlaşma adına çok önemli bir aşamayı geride bırakırken radikal
ve hızla gerçekleştirilen devrimler muhalefet tarafından eleştiri konusu
olmuştur. Lozan’da çözümü İngiltere ve Türkiye arasında yapılacak görüşmelere
bırakılan Irak sınırını kendi istediği şekilde çözmek isteyen İngiltere için
genç Türkiye Cumhuriyeti’nin dikkatini
kendi iç sorunlarına yöneltme planı çerçevesinde 1924 yılında Nasturi, 1925
yılında da Şeyh Said İsyanları desteklenmiştir.
Bağımsızlığını bir
kurtuluş savaşı ile kazanmış ve bu konuda tavizsiz bir tutuma sahip bir dış
politika yürüten önder kadro hem dış saldırılar hem de devrimlerin yerleşmesi
ve hızlanması adına meclisten 4 Mart 1925 tarihinde Takrir-i Sükun Kanunu’nu kabul
çıkartmıştır. Bu kanun kapsamında düzenin sağlanması adına İstiklal Mahkemeleri
de yeniden faaliyete başlamıştır.
İşte ülkenin böylesine
hassas bir döneminde Ereğli’de 10 Ağustos 1925 tarihinde yerel halk ile
Trabzon’lu ve Rize’li ahali arasında bir arbede yaşanmıştır. Bu olay üzerine bu
olaya karışan şahıslar Dahiliye Vekaleti Celilesi’nin ve Emniyet-i Umumiye
Müdüriyeti’nin 10 Ağustos 1925 tarihli ve 1006 numaralı tezkeresiyle Takrir-
Sükun Kanunu gereğince İstiklal Mahkemesine gönderilmeleri teklif edilmiştir.
Dahiliye Vekaleti Celilesi’nin(İç İşleri Bakanlığı)teklifi üzerine İcra
Vekilleri Heyeti(Bakanlar Kurulu) 20 Ağustos 1925 tarihli toplantısında bu
isteği kabul ve tasvibederek söz konusu olaya karışanlar Gazi Mustafa Kemal’in
ve diğer vekillerin imzalarının da bulunduğu İcra Vekilleri Heyeti(Bakanlar
Kurulu) kararnamesi ile İstiklal Mahkemesine sevk
edilmişlerdir.[1]
Yorumlar
Yorum Gönder