OSMANLI ALAPLISINDA BİR AFET VE BİR KAHRAMAN: YAZICIZADE ŞÜKRÜ BEY
OSMANLI
ALAPLISINDA BİR AFET VE BİR KAHRAMAN: ŞÜKRÜ BEY
Burhan
AKBAŞ*
Kıymetli okurlarım bu
yazımda sizleri Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Arşivi belgeleri arasında bulduğum 28
Eylül 1893[1] tarihinde aniden başlayan
şiddetli yağmur ve dolu yağışı ve bunun Alaplı’da yarattığı etkilerden
bahsetmek istiyorum.
Adı geçen belge bizlere
28 Eylül 1893 tarihinde Perşembe günü aniden başlayan yağmur ve dolu yağışının
yarattığı etkileri, ortaya çıkardığı felaketi, mağdurları ve böylesi felaket
anlarında ortaya çıkan bir kahramanı bizlere tanıtmaktadır.
Belge doğal afeti ve
etkilerini ortaya koyarken 19. Yüzyılın hemen ilk çeyreğinde Alaplı’daki
sosyoekonomik yaşam hakkında da birinci elden bizlere bilgiler sunmaktadır.
Belgeye göre 28 Eylül
1893 tarihinde ve perşembe günü aniden başlayan şiddetli yağmur ve devamında
gelen dolu yağışı Alaplı Çayı’nın taşmasını ve çevre köylerde de bir dizi can,
mal ve hayvan kaybına yol açmış ve söz konusu afet ve etkileri Ereğli
Kaymakamlığı tarafından olayın hemen ertesi günü telgrafla Bolu Mutasarrıflığa
bildirilmiştir.[2]
Ereğli Kaymakamlığı’nın Bolu
Mutasarrıflığı’na verdiği ayrıntılı bilgiye göre şiddetli yağış ve dolu ilk
olarak Alaplı Çayı’nın taşmasına yol açmış bu sırada Alaplı çarşı merkezine
yarım saat mesafede bulunan bir köyden (Tahminen Doğancılar, Çay Köy
civarı)Tekkelioğlu/Tekelioğlu Eyyüb Efendi ve iki kızı hayvanların çektiği
araba ile evine odun götürmekte iken taşan çay sularına kapılmış, beş dakika
kadar bu şekilde suda sürüklenen ve suda batmak üzere olan Tekkelioğlu Eyyüb ve
kızları Alaplı’da esnaf olduğu
belirtilen Yazıcızade Şükrü Bey tarafından görülmüştür. Yazıcızade Şükrü Bey’in
acil müdahalesi ile Tekkelioğlu Eyyüb, bir kızı ve hayvanları ile arabası
kurtarılmıştır. Ne var ki taşan sular Tekkelioğlu Eyyüb’ün diğer kızı ile
Kaymas-ı kebir köyünden Taşoğlu Tahir’in 19 yaşındaki kızını yutmuştur. Yine
Kaymas-ı kebir köyünden Kızıloğlu Emin Efendi şiddetli yağıştan korunmak için altına
sığındığı ceviz ağacının devrilmesi sonucu vefat etmiştir.
Şiddetli yağış Hacıhasan
Köyü’nde de etkisini göstermiş Alaylıoğlu’nun evi yıkılmış, herhangi bir can
kaybı yaşanmazken bir çift kara sığır öküzü yaşanan yıkımda telef olmuştur.
Taşan Alaplı Çayı çarşı merkezini de vurmuş Hacı Abdioğlu Halil’in çay
kenarında inşa ettirmekte olduğu mavnası su alarak sel suları ile denize
gitmiştir. Sel suları esnafın çok sayıda keresteleri ve odunlarını önüne
katarak denize taşımış, çay kenarında bulunan iki yüze yakın hayvan da sel
suları neticesinde telef olmuştur.
Alaplı’da yaşanan afet nahiyenin
Marsa, Bölücek, Sofullu, Çatak, Kaymas-ı kebir ve Topallı köylerinde de
etkisini göstermiş, bu köylerdeki ekili bulunan mısır, kabak, lahana ve ceviz
gibi mahsulat telef olmuştur.
Ereğli Kaymakamlığı
yukarıda da ifade ettiğim şekilde olayı mutasarrıflığa bildirmekle kalmamış,
yaşanan bu felakette göstermiş olduğu cesaret ve vicdanperverliğinden dolayı
Yazıcızade Şükrü Bey’e Tahlisiye-i can Madalyası(Cankurtaran) ile
ödüllendirmesi talebinde bulunmuştur.
Ereğli Kaymakamlığı’nın
Alaplı’da yaşanan olayı anlattığı ve Yazıcızade Şükrü Bey için talep edilen madalyaya
ilişkin yazının Bolu Mutasarrıflığı vasıtasıyla Kastamonu Vilayeti’ne
iletildiğini anlıyoruz. Kastamonu Vilayeti de 17 Ekim 1893[3] tarihli bir yazı ile
Yazıcızade Şükrü Bey için Tahlisiye Madalyası talebini Dâhiliye Nezareti’ne
bildirmiştir. Nezaret bu talebi uygun görerek 13 Kasım 1893 tarihli yazı ile
sadarete bildirmiştir.[4]
Nihayetinde Sadaret
Yazıcızade Şükrü Bey’e 20 Kasım 1893 tarihli olur yazısı ile Tahlisiye-i can Madalyası
verilmesine karar vermiştir.
Sevgili okurlarım
yukarıdaki belge bizlere 19. Yüzyılın başında Alaplı’nın ekonomisinin
ormancılık ve gemi inşasına dayandığını eylül ayı ve hasat mevsimi olması
nedeniyle temel tarım ürününün mısır, lahana, kabak ve ceviz gibi mahsulat
olduğunu göstermektedir.
Yorumlar
Yorum Gönder