SİYAH BEYAZ GÜNLERİN RENKLİ ANILARI: ALAPLI’NIN CEYLAN’ININHİKÂYESİ
SİYAH BEYAZ GÜNLERİN RENKLİ
ANILARI: ALAPLI’NIN CEYLAN’ININHİKÂYESİ
Burhan
AKBAŞ
Sevgili
okurlarım; bu yazımızın konusunu Alaplı’nın yetiştirmiş olduğu Sevgili Aydın
Yılmaz Öğretmenimizin fırçasında yeniden hayat bulan Ceylan Motoru’nun 50*70 cm
boyutunda yapılmış yağlı boya tablosu ve Ceylan Motoru’nun hikâyesi
oluşturmaktadır. Aydın Hocamız bu tabloya isim olarak Ceylan’ın Karadeniz’in Azgın Dalgaları ile Mücadelesi ismini
vermiştir. Tablo Mehmet Erdoğan tarafından satın alınmıştır.
Ressam
Aydın Yılmaz’ın‘Ceylan’ın Karadeniz’in
Azgın Dalgaları ile Mücadelesi’ isimli yağlı boya tablosu
Aşağıdaki
hikâye sevgili Aydın Yılmaz Hocamızın tanıklıkları ile şahsımın tarihsel
araştırmalarına dayanmaktadır. Aydın Hoca’mın anlatıları ve tarihsel veriler
tarafımdan hikâyeleştirilmiştir.
Zor
yıllarıdır Osmanlı’nın. I. Dünya Savaşı memleketin her köşesinde, her ocağında
derin izler, yaralar açarken Alaplı’nın kıyıcığında, Kılçak Köyü’nde bir küçük
köy hanesinde yeni bir hayat, taptaze bir soluk merhaba der dünyaya. Yılmaz ailesinin bu erkek evladına İdris
ismini verirler.
İdris
yarışmacıdır, hırslıdır, titiz ve temizdir. Doğduğu köyün hemen altında uzanan
kah azgın, fırtınalı kah sakin kadife gibi uzanan uçsuz bucaksız Karadeniz’e
hayrandır. Deniz ve deniz araçlarına
tutku derecesinde meraklıdır.
Ciltler dolusu deniz araçları ile ilgili dergi
ve katalogları toplamış, bu kataloglarda gördüğü tekne modellerinden de esinlenerek
kendince tekne modelleri de çiziktirmiştir. Kanında vardır Alaplı’nın
teknecilik. Alaplı’nın evlatları az mı çekmiştir Osmanlı’nın Tersane-i
Amiresi’nin çilesini. Az mı gemi ustası yetiştirmiştir bu topraklar. Alaplı’nın
gemi ustaları Osmanlı’nın en çok aranan ustaları değil miydi?
Niye
hayran olmasın ki denize ve deniz araçlarına?
Yol
verir mi ki bölgenin coğrafyası karayolu ulaşımına? Hey hat Alaplı, en yakın
kasaba ve kazalara bile karayolu ulaşımının mümkün olmadığı, memleketin bir köşesinde
inzivaya çekildiği, münzevi bir şehirdir.
Alaplı’nın
dünya ile tek bağlantısı denizyoludur. Ama bu yol ile ulaşım da ancak Karadeniz’in
izin verdiği günlerde mümkündür. Karadeniz’dir sözkonusu olan. Kış kendisini
hissetirmeye başlayınca Karadeniz yol vermez, geçit vermez bir set olur
teknelere.
Sonra
uzak görüşlü bir adam çıkar değiştirir Alaplı’nın kaderini. Eyüp Yaman’dır bu
kahraman. Alaplı’ya gelmesi ile Alaplı kabuğundan kırmaya başlar. Alaplı’nın
Kurucu Başkanı olacak Eyüp Yaman ve Alaplı’nın önde gelen isimlerinin
girişimleri ile Alaplı-Ereğli-Düzce-Yığılca karayolu açılır. Artık Alaplı
karayolu ile de bağlıdır çevre kasaba ve kazalar ile. Özlemle kucaklaşmayı
bekler şehirler birbirini coğrafyanın zorunlu ayırmasına inat. Artık
Karadeniz’in gönlüne, keyfine bağlı olmayacaktır ulaşım.
Bu
ortamda girişimci ruhu ile İdris Yılmaz sahneye çıkar. Alaplı’ya tarihinde ilk
kez yolcu otobüsünü alır ve gelir.
Artık
insanlar rahat koltuklarında Ereğli’ye gidebileceklerdir. Alaplı’da bir bayram
havasında karşılanmıştır bu otobüs. Seferler hemen başlar.
Yalnız
yollar stabilizedir. Karadeniz Bölgesi’nin yağmuru çamuru yolları geçilmez
kılar. Otobüsün lastikleri dayanamaz bu yollara. Otobüsün yedek parçaları,
lastikleri yurtdışından gelmektedir ve çok pahalıdır. Öyle böyle de değil hani.
İki lastiğin fiyatıarabanın yarı fiyatına denktir. Buna ne can ne mal dayanır.
Satılır Alaplı’nın özlemle beklediği, geldiğinde bayram ettiği otobüs.
Karadeniz’in ahı mı tutmuştur. Yoksa kaderinde mi vardır Alaplı’nın hep uzaklarda
olmak.
Günlerden
bir gün dimdik, kendinden emin yürüyüşü, şık takım elbisesi ve ağzının bir
kenarına yatırdığı piposu ile Eyüp Yaman, İdris Yılmaz’ın evine ziyarete gelir.
O içine sindiremez Alaplı’nın böyle memleketin bir köşesinde münzevi olmasını.
Selam sual edilir, hal hatır sorulur, kahveler içilir. Eyüp Yaman niyetini,
planlarını döker ortaya. İdris der:" Gelecekte Alaplı’ya Yedigelli
Tepesini indirip denizi dolduracağım. Alaplı’ya sahil bandı yapacağım. Alaplı
bambaşka bir yer olacak. Alaplı’nın geleceği denizde, sen denize dön. Deniz
yolu ile taşı Alaplı’yı çevre şehirlere."
Bu
teklif İdris Yılmaz’ın içinde yatan aslanı uyandırır. Bir kulağı Eyüp Yaman’da
iken o teknenin tasarımın çizmeye başlamıştır bile zihninde.
İdris
Yılmaz döner Eyüp Yaman’a Barbaros var Ereğli’de. Hem afilihem de hızlı. Ondan
güzel ondan hızlı olmalıdır teknesi. Hem yük hem de yolcu taşımalıdır. Öyle ya
olmuşken en iyisi olmalı değil midir? Zaten İdris Yılmaz’ın ruhunda var mıdır
ikinci olmak? O hep başta hep önde olmak istemez miydi? Ancak nerede o zamanlar
öyle güçlü bir motor bulmak.
Ama
dikkatten kaçan bir şey vardır? Eyüp Yaman için dünyada var olan şey imkansız
değildir. Hemen döner İdris Yılmaz’a ve sorar böyle bir motor nerede satılır, nereden
getirilir? Yanıt çok uzaktır: Amerika Birleşik Devletleri
Kolay
der Eyüp Yaman. Zaten zor var mıdır onun için?"Ben bu motoru Alaplı’ya
getirmek için bütün resmi iş ve işlemleri halledeceğim" der. Motor
belirlenir, Eyüp Yaman işe koyulur, Ankara’daki bağlantıları vasıtasıyla
motorun siparişi verilir. Eyüp Yaman müjdeli haberi verince İdris Yılmazın eli
ayağı birbirine dolanır. Motor Amerika Birleşik Devletleri’nden vapura
yüklenmiş İstanbul Limanı’na ulaşmıştır.
İdris Yılmaz’ın çocukluk hayaline ne kalmıştır
şunun şurası.
İdris
Yılmaz gece gündüz uyumaz, teknesini yaşar zihninde. Teknenin taslaklarını
çizer, silerolmaz yeniden çizer yeniden siler.
Sonunda
projesi hazırlanan tekneyi ehil bir ele teslim etmek gerekir. Çok da
zorlanmazlar bunun için. Usta, ellerinin altında, hemen yanı başlarında,
Eleşler Köyü eşrafından Nuri Usta’dır.
Nuri
Usta(Erdoğan) gemi sanatının pirlerindendir. El almıştır Alaplı’nın meşhur
ustalarından. Mesleğin tüm inceliklerine hakimdir.
İdris
Yılmaz Nuri Usta’ya yapılmasını istediği lüks kamaralı, kapalı mekânları
bulunan teknenin çizmiş olduğu planını gösterir. Teknenin hem yük hem de yolcu
taşımaya uygun bir şekilde yapılmasını planladığını belirtir. Nuri Usta
yılların tecrübesiyle yapılacak teknenin daha hızlı olabilmesi için sadece
yolcu taşımaya uygun yapılması gerektiğini belirtir. Nuri Usta’nın teklifinde
mutabık kalınır. Teknenin planı buna göre yeniden çizilir.
O
yıllarda bugün Alaplı Şehirlerarası Otobüs Terminali’nin bulunduğu alanda
Ereğli Liman İnşaatı işini yapan Arı İnşaat Şirketi’nin kum-çakıl ocağı ve
iskelesi vardır. Bu kum-çakıl ocağının hemen yanı başında, Kılçak Köyü yol
ayrımının karşısındaki kumsalda Nuri Usta işe koyulur. İdris Yılmaz bir çocuğun
oyuncağını beklemesi gibi heyecanla başında bekler, ayrılamaz başından
teknenin. Nuri Usta o yılların zor koşullarında iptidai aletlerle, keser, balta
ve testere kullanarak kısa sürede yoğun bir mesai ile İdris Yılmaz’ın çocukluk
hayalini tamamlar.
Tekne
tamamlanır tamamlanmasına da ABD’den gelen motor çalıştırılamaz bir türlü.
Kimse anlamaz dilinden motorun. Çevrede bilinen, tanınan ne kadar usta varsa
getirilir. Hey hat dönmez dişlileri motorun. Derken Çukurova Holding’in
İzmit’te çalışan Amerikalı bir mühendisi olduğu haberi alınır. Öyle ya motor da
Amerikalı değil midir? Hemşerisinin dilinden anlarsa bir Amerikalı anlar.
Amerikalı
mühendis Alaplı’ya davet edilir, getirilir. Mühendis motorun tüm parçalarını
söker, yeniden toplar. Motora start verilir. Önce boğuk bir homurtu, ardından
top sesi gibi bir patlama ve onu takip eden düzenli pat pat sesleri yayılır
ortalığa. Evet olmuştur. Çalışmıştır motor. Varsın gerisini Ereğli’nin
Barbaros’u düşünsün.
İyi
de Ereğli’nin Barbaros’u var da Alaplı’nın bu yolcu motorunun adı ne olmalı?
İdris
Yılmaz CEYLAN der adı. CEYLAN olacak. Dedelerinin teknesinin ismi yaşayacak bu
yeni motorda.
Ceylan’ın
tamamlanması büyük bir olay olur Alaplı’da. Ceylan’ın dümeninde çoğunlukla
İdris Yılmaz bulunurken zaman zaman da İncivez Köyü’nden Evlioğlu ile Kılçak
Köyü’nden Seyit Kaptan koşarlar yardıma.Hep birlikte omuz omuza Alaplı’yı
Akçakoca, Ereğli ve Zonguldak’a taşıyacaktır yıllarca.
Yolcusu
kimler olmamış, kimleri taşımamışlardır ki.
Yaz
mevsimi gelir, öğrenciler karnelerini alıp tatile çıktıklarında Ceylan’ın iki
genç misafirleri olur. Geleceğin Ressamı, öğretmeni Aydın Yılmaz ve Ahmet
Yılmaz öğretmen. Onlara da iş düşer Ceylan’da. Sefer öncesinde yolcuların
çetelesini tutarlar, kim kalacak, kim dönecektir teknenin dönüş yolculuğunda.
Ama
henüz küçüklerdir, korunmaları da gerekir rüzgârdan, fırtınadan. Denizin
kabardığı, dalgaların Ceylan’ı bir yaprak gibi dalgaların bir üstüne bir altına
aldığı havalarda onların yeri teknenin başaltıdır. Yağ ve petrol kokusunun
iyotla karıştığı, iyottan keskin rutubetin acı acı koktuğu bu küçücük kamarada
yataklara uzanır beklerler fırtınanın hafiflemesini.
Yine
böyle bir gün ve havada Ceylan, Ereğli’den yolcularını almış dalgalarla boğuşa
boğuşa, yolcuların korku ve endişeli bakışları, titreyen ve hızlı hızlı açılıp
kapanan dudaklarından dökülen duaların eşliğinde Mervealtı geçilir, İncivezaltı
dönülür. Taşbaşı görünmüştür. Ancak ne rüzgar ne de dalgalar pek ümit vermez
kaptan İdris Yılmaz’a.
Daha
önceki pek çok benzer deneyimde olduğu gibi Ceylan’ın yolcuları Taşbaşı’na
sandallarla taşınmaya başlar. İlk sefer yapılır, yolcular sağ salim ayak
basarlar karaya.
Ancak
ikinci sefere kalan yolcular için karaya ayak basmak bu kadar kolay olmaz.
Sandal açıktan kabararak gelen bir dalgaya baş tarafından yakalanır, bir anda
sandal yolcuları ile birlikte alabora olur ve kapaklanır.
Erkek
yolcular kendi çabaları ile karaya ulaşmayı başarırlar ancak sandalın altında
kalan bir kadın yolcu yoğun çabalarla yarı baygın kurtarılır. Kıyıya
yanaşamayan Ceylan, tekrar dümeni çaresiz Ereğli’ye kırar. Yıllarca kahrını
çeker Alaplı’nın Ceylan. Yıllar, dalgalar onu da yormuş, yaşlanmıştır. İdris
Yılmaz, Ceylan’ın ustası Nuri Usta’ya Ceylan’a bir kardeş sipariş eder.
Bu
kez Nuri Usta’nın eseri Çalmaz Motoru olur. Çalmaz Motoru’nun denize inmesi ile
Ceylan Alaplı’ya veda eder. Yorgun omurgası bu sefer İstanbul’un, Marmara’nın,
Boğaz’ın hırçın suları, akıntısıyla kucaklaşacaktır. Ceylan İstanbul’a satılır.
Alaplı’ya
yıllarca ulaşım hizmeti veren Ceylan’ın hikâyesi böyledir. Ceylan Alaplılı pek
çok insanda pek çok farklı hatırayı da mutlaka barındırmaktadır. Ceylan’ın hikâyesi
özelinde anılarını benimle paylaşan başta Aydın Yılmaz Bey’e teşekkür eder,hikâyede
adını zikrettiğimiz ve ebediyete intikal etmiş tüm isimlere rahmet dilerim.
Çok
kıymetli Gülay Yaman Hanımın katkıları ile…
Yorumlar
Yorum Gönder