ALAPLI AHŞAP YAT SANAYİ KURULMASI TARIŞMALARINA FARKLI BİR BAKIŞ: ALAPLI YERALTI SUYU İŞLETME SAHASI
ALAPLI
AHŞAP YAT SANAYİ KURULMASI TARIŞMALARINA FARKLI BİR BAKIŞ: ALAPLI YERALTI SUYU
İŞLETME SAHASI
Burhan
AKBAŞ*
Sevgili
okurlarım, kıymetli hemşehrilerim bu yazımda Alaplı ilçemizde çok da bilimsel
tabanlı olarak tartışılmadığını gördüğüm, duygusallığın ön planda olduğu,
tartışmaların ve itirazların ihanetle suçlandığı ahşap yat ve tekne yatırım
çalışmalarına farklı bir yaklaşım sunmak ve konu ile ilgili olarak bizzat
devletimiz tarafından 1970 yılında hazırlanıp Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay,
Başbakan Süleyman Demirel ve Bakanların imzaları ile yayımlanan 18.09.1970
tarih ve 7/1265 sayılı Bakanlar Kurulu Kararname hakkında sizleri
bilgilendirmek istiyorum.
Alaplı
Osmanlı Devleti döneminde İstanbul’un hem odun kaynağı hem de Tersane-i
Amire’nin gemi inşa ihtiyacı için önemli bir kereste temin merkezi olmuştur. Öyle
ki Alaplı’nın Kılçak, Sabırlı, Bölücek, Sinekir (Çiçekli) gibi köyleri bu
zanaatta ülke çapında ustalaşmış, Osmanlı Devleti Bolu Mutasarrıflığına
gönderdiği pek çok resmi yazı ile Alaplılı gemi ustalarını Tersane-i amirede
gemi yapım işlerinde çalışmak üzere zorunlu tutmuştur.[1] Bu süreç buharlı gemilerin
Osmanlı donanmasına girene kadar sürmüş ancak sonraki Alaplılı gemi ustaları
başta İstanbul olmak üzere Türkiye’nin değişik il ve ilçelerinde ata yadigârı
bu mesleği icra etmeye devam etmişlerdir. Alaplı’da bu ata mesleğinin yaşatılması
ve sektör olarak hizmet vermesi oldukça önemlidir.
Konu
bu kadar eski ve önemliyken yapılması planlanan ahşap yat ve tekne
imalathanelerinin kurulması düşünülen yer hakkında yukarıda tarih ve sayısını
verdiğim Bakanlar Kurulu Kararnamesi’nin dikkate alınmasının elzem olduğunu
düşünüyorum. Söz konusu kararname ile sınırları tespit edilen yeraltı su
kuyuları Zonguldak Ereğli ve Alaplı Ovaları Yeraltı suyu İşletme Sahası olarak
tespit edilmiştir. Bu kararnamenin bizim için önemli olan kısmı Alaplı olduğu
için Alaplı’daki yeraltı suları ve sınırları olduğu için bu yazımda sadece
Alaplı yeraltı sularının sınırlarını belirteceğim.[2]
Kararnamenin
1. Maddesinin B bendinde Alaplı Ovası yeraltı sularının sınırları şu şekilde
belirtilmiştir:
Alaplı
Ovası
Batıdan:
Karadeniz ve Kıran Köyü’nün 100 metre doğusu
Güneyden:
Sabırlı Köyü’nün 500 metre kuzeyi, Taşmanlı Köyü’nün 400 metre kuzeyi, Alaplı
Bölücek Köyü’nün 100 metre güneyi
Doğudan:
Çamlıbel Köyü, Durhanlı Köyü, Değirmenciler Köyü’nün 200 metre batısı ve 100
metre kuzeyi
Kuzeyden:
Büyüktekke Köyü’nün 500 metre güneyi, Veyis Köyü’nün 100 metre batısı, Ulaşlı
Köyü’nün 100 metre kuzeyi ile sınırlandırılmıştır.
İlgili
kararnamenin 2. maddesinde yeraltı suları ile ilgili kanun ve tüzük gereği
yeraltı su sahasında 10 metreden daha derin açılacak kuyuların izne tabi olduğu
belirtilmiştir.
İlgili
kararnamenin 3. maddesi sınırları tespit edilmiş yeraltı su sahalarının ve
ovalarının denizden kaynaklanacak tuzlanma tehlikesine karşı tedbir alınmış ve
sahilden çekilecek 100 metre şerit içinde 10 metreden daha derin kuyu açılması yasaklanmıştır.
Kararnamenin
4. maddesinin B bendinde Alaplı Ovası’ndan yılda tahmini 1 milyon metreküp
yeraltı suyunun çekilebileceğini belirtilmiştir.
Velhasıl
1970 yılı ölçümlerine göre yılda tahmini 1 milyon metreküp yeralıtı suyunun
çekilebileceği, 10 metreden fazla derinlikte kuyu açılmasının yasaklandığı,
sınırları batıda Kıran Köyü, kuzeyde Büyütekke, Güneyde Bölücek, Sabırlı,
doğuda Durhanlı ve Çamlıbel köylerini içine alan bir çember içinde Alaplı
Ovasını oluşturan bir alan içine bugün sanayi tesisleri kurulmak istenmektedir.
Bu kararname bizlere
Alaplı’da kurulabilecek sanayi tesislerinin sınırlarını da işaret etmektedir.
Hiç kimse Alaplı’da iş ve istihdam sağlayacak girişimlere karşı değildir.
Alaplı’ya yapılacak ya da yapılması planlanan yatırımlar için bu sınırlar
dışındaki alanlar yatırım için planlanmalıdır.
Küresel
ısınmanın etkilerinin dünyada fazlası ile etkisini hissettirdiği, ülkemizin
ciddi kuraklık etkisinde olduğu bir dönemde su kaynaklarının hele ki içme su
kaynakları önemi her geçen gün kendisini daha çok hissettirmektedir.
Sözlerimi meşhur bir
Kızılderili atasözü ile bitirmek istiyorum:
Yorumlar
Yorum Gönder